8.04.2009

Bitti

Öğle yemeği duruyor metal tepside. Yağsız, tuzsuz çorba, makarna ve bir elma. Duman rengi gökyüzüne bakıyorum, pencereye bitişik demir yataktan. Durmuş zaman. Dal kıpırdamıyor bahçede. Duman rengi bir kedi, tahta banklardan birinde. Yutkunuyorum. Kelimeler birbirine yapışıyor beynimde, kısacık bir cümle bile kuracak gücü bulamıyorum. Benzer şeyler yaşanmıştı aramızda, ama ayrılığa dayanamayan hep bendim. İntikam alırcasına kendimden, delice acısını çıkarmıştım ayrı geçen günlerimin senden. Yine tütüyorsun gözlerimde, ama bu kez kesinlikle farklı. Kararlıyım. Bitti, buraya kadarmış.

Okulu kırdığım o gün, o küçük parkta dudaklarıma ilk değdiğin an dün gibi. Dudaklarım kupkuru, ellerimse terli ve titriyordu. Gizli bir şey yapmanın verdiği haz ve sen nasıl da döndürmüştünüz başımı. Heyecandan düşüp ölecektim. İlk kez böyle hissetmiştim doğrusu.

Asla yalnız bırakmadın beni. En mutlu anlarımda, en üzüldüğüm zamanlarda yanımdaydın her daim. Her zorluğa, derde, kedere daha kolay göğüs gerdim seninleyken. Daima yumuşattın beni. Neşeliyken sarıldım hep sana. Dost sohbetlerinde ağzımdan düşürmedim seni. Eski güzel günlerden sayısız fotoğrafımız var birlikte, gülümserken ben, elimde sen.

Sevgi bir tür alışkanlıktır derler, daha da öteydi benimkisi, bir tür tutku, dipsiz bir kuyuydu. Uyandığımda ilk aklıma gelen, akşamları yatarken son kez düşündüğüm sendin hep. Hiç rüya görmezdim. Şimdiyse rüyalarımdan çıkmıyorsun. Bir başka bağlıydım sana. Seni bırakabileceğime hiç inanamamıştım çünkü her şeyimdin sen. Kabullenmedikleri için seni kaç kez değiştirdim işimi, kaç kez tartıştım en yakınlarımla veya hiç tanımadığım insanlarla. Seni özdezleştirdim, bir tuttum kendimle. Hep itiraz ettim sana karşı ayrımcılıkları. Ne pahasına olursa olsun hep savundum seni ve doğal olarak kendimi, benliğimi.

İlk kez bu kadar uzun sürdü ayrılığımız. Buradaki ilk gecemde nasıl da buluşmuştuk gizlice. Döndürmüştün başımı, o küçük parktaki gibi yine. Geçen hafta, girişteki kantinde gördüm seni son kez. Günlerden neydi hatırlamıyorum; önemli mi ki? Ne kadar alımlıydın. Daha da uzun gözüktün gözüme. Sensizliğe yine dayanamayacağımdan korktum açıkçası. Ellerim sana uzanıyor, aklımsa durmamı söylüyordu. Yapamadım, dokunamadım sana bir kez daha. Başım önde, duman renkli yer karolarına baka baka, hızlı adımlarla uzaklaştım yanından. Yürüyebiliyordum o zaman.

Oda arkadaşımı yakalıyorum, iki ayağımın olması gereken yere gözleri dalmış. Göz göze geliyoruz. Kaçırıyor bakışlarını. Çorba buz gibi. Makarna kaskatı. Az sonra gelip alacaklar metal tepsiyi, tıpkı sabahki gibi. Kimse tutmuyor yerini, ama kararlıyım bu kez. Seni benden çok sevecek bir başkasıyla olmanı kabullenebilirim, ama benle asla olmaz bir daha. Her şey bitti. Geç kaldım biliyorum. Olsun. Yine de ümit doluyum hayattan ve yaşamaktan.

Sonunda vazgeçiyorum işte senden, biliyorum daha çok erken, ama bak ölüyorum sigara.

Caner Can
Nisan 2005 - Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder