12.05.2009

Beyaz Fırın


‘Beyaz Firin‘ is a bakery/patisserie in Istanbul, very well known by the residents of the Anatolian side of the city. Founded in 1836 by George Stoyanof, a baker migrated from Macedonia, the bakery has been serving for 5 generations.

For the Valentine’s season, Nathalie Stoyanof Suda, the 5th generation owner of the company, prepared special products. A special packaging design has been created by Karbon for these cakes, macarons, cookies.

The authentic logo of Beyaz Firin, which has been revised by Karbon, has been the starting point of the packaging design as it looks like a heart shape. The visual identity embraces Orange as it’s main color, however this artwork is created in pink and red, colors of love, in accordance with the season’s spirit.”

Mutluluk

Bu güzel haber beni de çok sevindirdi doğrusu.

"Artvin'in Borçka ilçesindeki bir evde çıkan yangında, okuldan dönen lise öğrencisi kızın, alevler için kalan ağabeyini kurtarmak için büyük çaba harcadığı ortaya çıktı.

Gündoğdu Mahallesi'ndeki bir apartmanın 6. katındaki Cevat Yüksek'e ait dairede, dün akşam saatlerinde çıkan yangın, sayaç okumak için binaya gelen TEDAŞ görevlileri tarafından fark edilmiş, bu görevlilerin kapıyı kırmasıyla, evde bulanan engelli Hikmet Yüksel (28) ile kız kardeşi Nazlı Yüksel (14) kurtarılmıştı.

Dumandan etkilenen Yüksel kardeşler, kaldırıldıkları Borçka Devlet Hastanesi'nde yapılan tedavilerinin ardından bugün taburcu edildi.

Olayı anlatan Nazlı Yüksel, lise 1. sınıf öğrencisi olduğunu belirterek, dumanların yükseldiğini görünce hemen koşarak evlerine geldiğini ancak kendisinde anahtar olmadığı için yürüme ve konuşma engelli ağabeyinin yalnız kaldığı evlerine giremediğini söyledi.

Bunun üzerine tekrar aşağıya inerek, yan taraftaki inşaat halindeki binaya çıktığını belirten Yüksel, şunları anlattı:

“Oradan bizim evin balkonuna geçtim. Hiç korkmadan evin içerisine daldım. O sırada balkonda bulunan bir bez parçasını alıp burnuma koydum ve evin içerisinde ağabeyimi aramaya başladım. Her taraf alev alev yanıyordu. Ağabeyim oturma odasında yerde baygın olarak yatıyordu. Onu sürükleyerek alevlerin arasından balkona çıkardım. Baygın halde idi. Ona suni teneffüs uyguladım. Sonra iki TEDAŞ görevlisi kapıyı kırıp içeri girerek bizi kurtardı. Onlara çok
teşekkür ediyorum. Hayatımızı kurtardılar.”

Nazlı Yüksel, ağabeyini çok sevdiğini belirterek, “Annemiz vefat etti. Ağabeyime ben bakıyorum. Yemeğini yedirir, üstünü yıkarım, onun bütün özel işlerini ben yaparım. O hayattaki en değerli varlığımdır. Onu çok seviyorum. Onu kurtardığım için çok mutluyum. Onun alevler arasında kalmasına müsaade edemezdim” diye konuştu.

9.05.2009

Kahvaltı


Bu sabah kahvaltıda sevgili babacığım Ali Can'ın favorilerinden birini hazırladım. Taze nane ve maydanozları ince ince kıyıp üzerlerinde köyümden gelen sızma zeytinyağını gezdirdim. Üzerine domates ilave edip tekrar zeytinyağı gezdirdim. En son közlediğim biberleri ekleyip, tekrar zeytinyağını yine ilave etttim...

Seneler geçse de unutulmaz....








Seneler geçse de unutulmaz....

3.05.2009

Ege’de Bir Pazar

Bu Pazar’ı Ankara’da, ama sanki Ege’deymiş gibi geçirdik. Esra ile birlikte kahvaltıya Tenes kafeye gittik, harika bir Bozcaada kahvaltısı yaptık. Kahvaltının en güzel anı, çeşitli otlarla hazırlanmış omletin masaya gelişiydi doğrusu. Fiyat, lezzet ve güzel servis açısından Tenes kafeyi tavsiye ederim. Çay üzerinde biraz çalışmaları gerek sadece.



Bozcaada kahvaltısından sonra Çankaya Belediyesinin Emniyet Genel Müdürlüğü’nün hemen altındaki pazarına gittik. Enginar ve ısırgan otu aldık. Bu arada, her ayın ilk Pazar günü bu pazarda Antika Pazarı kuruluyormuş. Pazardan ayrıca fotoğraftaki “Home Sweet Home” tabelasını 5 YTL’ye aldım. Pazarda çok ilginç nesneler, antika parçalar, gramafonlar vardı. Bu tür şeylere meraklı olanların Antika Pazarında en azından 3-4 saatlerini geçirebilecekleri kesin. Pazardan sonra annemlere gittim. Annem ısırgan’ı bizim usul pişirdi, buna “çırpma” diyoruz biz. tarifi kısaca şöyle





Ben eve döndüğümde Esra enginarları pişiriyordu. Bahçeye çıkıp üst komşum Tevfik ağabeyle birkaç ay önce dikilen kaya sarmaşıklarının diplerini çapaladık, yabancı otları ayıkladık. Bu yaklaşık 2 saatimizi aldı. İyi bir spor oldu bize. Bahçe sporundan sonra duşun ardından ısırgan çırpma ve zeytinyağlı enginardan oluşan nefis öğle yemeğini yedik Esra ile birlikte. Arkasından mutfak balkonumuzda nefis, karanfilli çayımızı ve taze greyfurt suyumuzu içtik ve şimdi BJK-FeBe maçına yarım saat kala, bilgisayarın başına oturup bu güzel Pazar’ı yazıyorum.

Duyuru


Apartmanımızın asansörlerine bağlanan dahili telefon hattıyla ilgili değerli yöneticimizin asmış olduğu duyuru...